Kişisel Site

Biz Mutlu ve Umutlu Bir Ülkeyiz!

17 Haziran 2013 | Yazar: Durmuşoğlu | Henüz yorum yapılmamış | 1.953 Görüntülenme

uyan türkiye

 

Son bir haftadır yaşadıklarımı ve yaptıklarımı anlatacağım şimdi sizlere kulak verin sözlerime iyice..

 

Malum ülkemizin üzerinde senaryo ile belirlenmiş fakat başarısızlığa mahkum ve milli iradenin çok sürmeden galip çıkacağı kara bulutlar dolaşıyor.  Neden sizlere son bir haftayı anlatmak istedim tabi şaşırıp ‘’banane senin yaşadıklarından’’ diyebilirsiniz… Sizler daha fazla bu soruyu sormadan ben başlayayım.

 

Tam bir hafta önce farkettim! Bizi birbirine düşman etmek isteyenler bizi sağcı-solcu, Türk-Kürt , Şii-Sunni, Laik-Dindar, Ak Partili-CHP’li hatta Galatasaraylı-Fenerbahçeli diye ayırmak isteyenler asla ve asla başarılı olamayacaklar.

 

Niye biliyor musunuz?

 

İnsanlarımız gayet mutlu gayet huzurlu kitlesel bir düzmece devrim hareketine dönüşmesinin o yüzden imkanı yok.

 

Bir hafta önce bunu farkettiğimde Ankara’nın meşhur 7. Caddesindeydim insanlar her ne düşünürlerse düşünsünler her neyi desteklerlerse desteklesinler eylemciler dahil (bir kısmı hariç) herkes birbirini seviyor olmasa da sesini çıkartmıyor, adam oraya yürümeye gelmiş bu da zaten demokrasinin bir gereği olarak biri eylem yapma hakkını biri eylem yapmama hakkını kullanıyor omuzları birbirine değmese de yan yana aynı yoldan yürüyerek geçiyorlardı. İlk çıktığım anda eylemcilere kötü gözle bakmış olsam dahi bir süre sonra kabullendim onları, onlar çünkü eylem-me hakkını değil eğlenme haklarını kullanıyorlar bende onları seyrederek anlamaya çalışarak eğlenme hakkımı kullandım.

 

İkinci gün ise Kızılay 50. Yıl parkı halı sahadaydım bir arkadaşım sahadan içeri eylemcilerin sloganlarından birini atarak girdi beni gördü, beni bildi ve görüşlerime saygı duyduğu için sustu bende tutup o arkadaşıma bir şey söylemedim bende ona saygı duydum ve ikimizde sustuk.. Aynı takımda top oynadık beraberce ter attık ve hiçbir şekilde başka bir şey gelmedi aklımıza maç bitti ve sarılıp ayrıldık.

 

Üçüncü  gün yine Kızılay’a indim o otobüs duraklarının, özürlü asansörlerinin hallerini gördüm ve sadece sustum yine kalbim acıdı, gözlerim doldu ülkemin herhangi bir yerinde asgari ücret ile geçinen bir vatandaşın verdiği vergi ile yapılanların mahvedilmiş olduğunu gördüm ben sustum, dilim sustu ama gönlüm konuştu hem de öyle bir konuştu ki ellerimi göğe doğru çevirip gönlüm ile konuştum ve zamanı geldiğinde elime yemin verdirdim o sandığın başında bunların hesabını soracaksın diye..

 

Dördüncü gün eylemlere katılıp polis ile gidip muhabbet edebilen demokratik bir şekilde memnuniyetsizliğini dile getiren ama daha çok oraya eğlenme maksatlı katılan çok eski bir dostumla oturdum bir yerde yemek yedim ortaya konulan salata ve yoğurda beraber kaşık attık, fikirlerimizi paylaştık fakat birbirimize vurmadık fikirlerimizden memnuniyetsizlik dahi duysak bardağı ne yere attık ne birbirimizin kafasına! Çünkü o bardak bizim değildi, mekanın sahibi biz o bardağı kırsak belki bize birincide tahammül ederdi ama eğer tabağı da kıracak olsaydık sanırım bizi tekme tokat dışarı atardı. Ama gel gör ki bunların hiç biri olmadı biz dostça oturduk, kardeşçe fikirlerimizi paylaştık ve yine kardeşçe ayrıldık o eyleme ben evime gittim. Biz kazandık ikimizde konuştuk ama susmanın erdemlilik olduğunu ülkemiz için ne yapıyorsak ve ne istiyorsak doğru ve düzgün şekilde istememiz gerektiğini tahayyül ederek ayrıldık..

 

Beşinci gün ne yaptığımı ne gördüğümü tahmin dahi edemezsiniz. Etmeyin zaten çünkü beşinci gün hiçbir şey yapmadım sınavım vardı ancak beşinci günün ertesine sınava girmek zorundaydım sınava gittim ve orada farklı görüşlerden kimlik birliği, vatan bütünlüğü fakat fikir ayrılığı yaşadığım arkadaşlarımla aynı sıralara oturup, aynı sınıfta beraberce sınava girdik ve sınıfa, okula, hocalara zarar vermeden oradan ayrıldık.

 

Altıncı gün Ak Parti Sincan ‘’MİLLİ İRADEYE SAYGI MİTİNGİ’’ –ndeydim. Gördüm oradaki insanları sadece ve sadece huzur istiyorlar çok ama çok dertliler polislerine, ülkelerine, mallarına zarar verdikleri için ama kafaya koymuşlar sandıkta verecekler cevabı onların çoğunun gözlerinde millet sevdası vatan sevdası öyle belli oluyordu ki! Bunu anlamak için filozof olmaya gerek yok lakin bazı arkadaşlar bunu anlamıyorlar maalesef. Ayşe Teyze, Hasan Amca, Terzi Zeki, Öğrenci Mustafa kalkmışlar gelmişler her şeyi bırakıp orada ciğerlerinin yangınlarını söndürmeye gelmişlerdi hele biri vardı ki koltuk deynekleriyle gelmişti 60 ve 80 dönemlerine dönmemek için kavga dışında yapabilecekleri olduğunu göstermek için gelmişlerdi. Aslında mitingden sonra kopuyor dananın kuyruğu oturduğumuz yerde çoğu masada bu olaylar konuşuluyordu. Fakat kimse birbirine herhangi bir terbiyesizlik, saygısızlıkta bulunmuyor aksine herkes işine bakıyor eşi, dostu sevdikleriyle ülke meselelerini konuşsalar dahi huzurlu bir şekilde oturabilmenin keyfini sürüyorlardı. Hizmet eden garson görüşümüze göre hizmet etmemişti bize yahut mekan sahibi içeri bizi görüşümüze göre almamıştı ya da sağcılar bir tarafa solcular bir tarafa oturmamıştık huzurlu bir şekilde oturmuş huzurlu bir şekilde kalkmıştık sadece… ve anladım ki sadece huzura ihtiyacımız var bizim başka bir şeyle ilgilenmiyorduk.

 

Yedinci gün haftanın son günü yazdığım saat itibariyle 00.00 öncesi bugün 00.00 sonrası dün.. Kırıkkale’ye yaptığımız bir yolculuk aile dostlarıyla geçen bir gün orada ‘’Tuna’’ isimli bir çocuk vardı ve her şeyden habersiz sadece oyun oynuyordu biz fikirlerimiz paylaşıyorduk o sadece oynuyordu hür bir vatanda yaşadığını bilmese dahi o sadece oynuyordu Filistin’de, Mısır’da , Tunus’ta, Fas, Cezayir, Pakistan, Tacikistan, Afganistan, Moritanya, Endonezya, İran, Irak, Arakan gibi ülkelerdeki kardeşlerinden farklı olarak ailesinin yanında silah seslerini işitmeden umutlu ve huzurlu bir şekilde sadece oynuyordu.

 

Tuna şimdi mışıl mışıl uyuyordur. Tuna’nın uykularının kaçmasını sokaklarda elinde sapan abi, ablalarına taş atmasını, Molotof kokteyl yapmasını hiç birimiz istemeyeceğimiz gibi Tuna’nın annesinden ayrılmasını duygularının yok olmasını da hiç birimiz istemeyiz değil mi?

 

Demokrasinin kubbesi, mutluluğun ve huzurun simgesi sandıktan geçer acılarımızdan ders alıp geleceğe öyle bakmalıyız. Her cümlede Atatürk’ün sözlerini kullananlar ‘’Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.’’ Sözünü işlerine gelmediği vakit kullanmasını düşünmüyorlar mı acaba!?

 

Bu Ülke benim, bu ülke bizim ve bırakın ben ülkemde huzur içinde yaşamak huzur içinde ölmek istiyorum tıpkı sizin gibi. Ortada çeşitli oyunlar olduğu ortadayken, bizi birbirimize düşman etmek isteyenler Ülkemizde; refahın, saaadetin, selametin, huzurun, kalkınmanın  hızlı bir çıta ile yükseliyor olmasından rahatsız olanlar bu kadar üzerimize gelirken bir kez daha düşünelim, bir kez daha bakalım etrafımıza ne oluyor, neler oluyor diye.

 

Ülkenin dirlik, düzeni ve menfaatleri doğrultusunda hareket etmemizi hatırlatıp sağduyuya davet ederek illegal örgütlere fırsat vermeden, kendi kendimizi ele güldürmemek ümidiyle yazımı noktalarken bu işlerin asıl olarak nereden çıktığını anlatabilecek bir video ile bitiriyorum 27 dakika ancak lütfen izleyin, anlayacaksınız, anlayacağız.

 

Yumruğunu milletin kafasına indirmek isteyen çapulculara ve papyonlu devrimcilere fırsat vermeyeceğimiz alet oldukları ihanetten uyanmaları ve hidayet dileğinde bulunarak… Hoşçakalın..

‘’ https://www.youtube.com/watch?v=oewvdFbB4Vw&feature=youtube_gdata_player ‘’

Benzer Yazılar

Son günlerde internet üzerinde bir Bitcoin tartışması aldı yürüdü, tabii bugün itibariyle 1 BTC = 2000 Dolar olduğu için Bitcoin'e yatırım yapmak çok zor bir karar ve bu karar zor olduğu kadar da riskli. Alternatif coinlere bir ilgi var. Aşağıdaki anlatım ile uzun süredir kullandığım siteden nasıl Coin alırsını...
Tango 1 Never Dies Ne Demektir ? Pek çok havacılık sitesinde ve havacılık savaş oyunlarında Türk üyeler gerek kullanıcı adlarında gerekse imzalarında Tango 1 Never Dies yazarlar.Peki nedir bu Tango 1 Never Dies ? Geçmiş yıllarda ABD'de düzenlenen Red Flag Tatbikatı'na Türkiye'den Kurt Filo katılıyor.Tatbikat 2 a...
Model European Union, Strazburg, 2014 Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği Komisyonu ve Parlamentosu desteğiyle 2007’den itibaren aralıksız olarak Bring Europeans Together Association (BETA) tarafından organize edilen “Model European Union (MEU), 2014”ün Avrupa çapındaki katılımcılarından biri de ben oldum. Program...

Yorumlar