Kişisel Site

Strazburg, Model EU Projesi

10 Ocak 2015 | Yazar: Umut | Henüz yorum yapılmamış | 1.415 Görüntülenme

Model European Union, Strazburg, 2014

Değerli arkadaşlar,

Avrupa Birliği Komisyonu ve Parlamentosu desteğiyle 2007’den itibaren aralıksız olarak Bring Europeans Together Association (BETA) tarafından organize edilen “Model European Union (MEU), 2014”ün Avrupa çapındaki katılımcılarından biri de ben oldum. Program öncesi, sırasında ve sonrasına birçok güzel anım oldu ve bunlardan birkaçını sizinle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle vize sürecinden bahsetmek de yarar var. Malumunuz Fransa’ya giriş için Schengen Vizesi almanız gerekli. Bunun için konsolosluğun sitesinde bazı evraklar var ve bunları tamamladıktan sonra online randevu almanız lazım. Ancak Avrupa Birliği Parlamentosu’nun davetiyesi olduğu için sadece 1 gün içerisinde vizemi aldım ve alırken de bu davetiye sayesinde aracı kuruluş özel ilgi de gösterdi. Vizenin maliyeti 85 Euro civarında ama üniversite yönetimimizin maddi ve manevi açıdan destek göstermesi beni oldukça rahatlattı.

Vizeyi aldıktan sonra Strazburg’a ulaşım, gideceğim mekânları bulma, kaybolduğumda ne yapmam gerektiği ile ilgili birçok husus beynimi işgal ediyordu. Ancak hani “Türkler her yerde” diye bir deyim vardır. Ben bu deyimi seyahatim boyunca bizzat tekrarladım; çünkü gerçekten Türk insanı Avrupa’nın her yerine ulaşmış. Strazburg’da bile birçok Türk ile karşılaşma fırsatım oldu: dönercisi, kebapçısı, yufkacısı… Hatta Strazburg’a geçmeden önce Frankfurt’a uğradığımda yapılan anonsların Almanca, İngilizce ve Türkçe olması beni çok şaşırttı. Bu sebepten eğer yurtdışı ile ilgili olarak bu tip korkularınız varsa hiç dertlenmeyin; çünkü belirttiğim gibi “Türkler her yerde”.

Almanya sınırından (Frankfurt’tan) Fransa’ya (Strazburg’a) geçerken inanılmaz heyecanlandım; çünkü tarihi iki düşman Almanya ve Fransa arasında sınır yoktu… Sadece Fransa bölgesine geçerken bir AB bayrağının içinde “F” yazıyor ve “Welcome to French Region” (Fransız Bölgesine Hoş geldiniz) yazısı var. Bence bu husus AB’nin tarihi başarısıdır.

Strazburg ile ilgili olarak ise söyleyebileceğim şeyler ise çok kısıtlı; çünkü şehirde bir Türkün ilgisini çekebilecek 3 şey var: T.C. Strazburg Başkonsolosluğu, Notre Dame Katedrali ve AB Parlamentosu. Özellikle Katedral ve Parlamento şehri ayakta tutan 2 unsur; eğer onları şehirden çıkartırsanız pek de bir şey kalmayacaktır. Ayrıca, Strazburg Fransa’nın üniversite kentlerinden bir tanesi ve eğitim seviyesi oldukça yüksek. Her evin bir odası kütüphane. Tam benlik bir yer aslında. 80,000 civarında üniversite öğrencisi olduğu iddia ediliyor ama bana pek inandırıcı gelmedi; çünkü Strazburg Üniversitesi o kadar büyük değil ve bu üniversite dışında 1 – 2 ufak tefek kolej var.

Ahh! Asıl önemli şeyi unuttum. Şehirde beni en çok şaşırtan hususlardan biri de polislerin azlığıydı. Yaklaşık 1 haftalık süre boyunca belki 1 ya da 2 kez polis gördüm. Onlar da yemek yiyorlardı. Yani güvenli bir şehir. Buna bir diğer örnek ise gece 04.00’da Parlamento’nun etrafını gezerken fark ettim. Koca Parlamento’yu 3 – 4 güvenlik görevlisi koruyor. Bizim Ankara’daki mecliste aman Allah’ım binlerce asker, polis, güvenlik görevlisi… AB Parlamentosu’ya girmeniz için özel bir sebebinizin olmasına da gerek yok; çünkü orası sizin yeriniz. Şehir içindeki banliyö sistemi de çok iyi. 1 aylık bilet alıyorsunuz ve onunla sınırsızca şehri gezebilirsiniz. Ve bunun için ara sıra kontroller dışında kimseye bir şey göstermenize gerek yok. Yani inanılmaz bir güven ortam var, insana duyulan güven var.

Parlamentodaki oturumlarımız boyunca oldukça demokratik bir sistem uygulandı. Bakanlar Konseyi’nin direktifi ile hazırlanan 2 yasa tasarısı (TTIP ve ESF) biz parlamenterler tarafından incelendi, Komisyon’a ve ABD Ticaret Heyeti’ne sorular yönelttik, değişmesini – kaldırılmasını – eklenmesini istediğimiz hususları belirttik ve bu istekler sonrası yapılan oylamalarla bunları kabul ettik. Ben EPP (European People’s Party) Bulgaristan vekili olarak TTIP’ye “hayır” dememe rağmen sadece 1 oy farkı ile bu yasa kabul edildi. ESF için zaten bir konsensüs vardı. Kısaca, katılımcı demokrasi hat safhadaydı.

Strazburg’daki temaslarım sırasında Türkiye’nin üyeliğine yönelik sorduğum sorulara verilen cevaplar oldukça çeşitli. Bir Portekizli, İtalyan, İspanyol, İngiliz (İskoç) bizim üyeliğimize sıcak bakarken bir Alman ya da Fransız biraz daha eleştirel bakabiliyor. Buradaki kilit nokta ülkelerin genel politikalarının gençler üzerindeki tesirini iyi yorumlamaktan geçiyor. Yine de gençler ılımlılar ama en nihayetinde bu gençler de bir gün büyüyecekler.

Sizinle paylaşmak istediğim bir diğer husus ise lütfen İngilizceniz konuşmaktan çekinmeyin. Parlamento’daki temaslarım boyunca fark ettiğim dikkat çekici bir ayrıntı var. Avrupalı genç arkadaşlarım kendi aksanları ile İngilizce konuşuyorlar: İtalyan aksanı ile İngilizce, Fransız aksanı ile İngilizce, Portekiz aksanı ile İngilizce, vb. Onun için lütfen rahat olun; çünkü mühim olan anlaşmak. Örneğin, İngilizceniz mükemmel olabilir ama politika yapmayı bilmiyorsanız sadece dinlemekle yetinirsiniz.

 

Hacı Mehmet BOYRAZ

Strazburg

Bu makale sitemizde bulunan <a href=”http://www.derindefter.com/haber-yollama/”>haber yollama</a> adlı bölümden yayınlanması amacı ile sitemize gönderilmiştir.

Etiketler :

Benzer Yazılar

Tango 1 Never Dies Ne Demektir ? Pek çok havacılık sitesinde ve havacılık savaş oyunlarında Türk üyeler gerek kullanıcı adlarında gerekse imzalarında Tango 1 Never Dies yazarlar.Peki nedir bu Tango 1 Never Dies ? Geçmiş yıllarda ABD'de düzenlenen Red Flag Tatbikatı'na Türkiye'den Kurt Filo katılıyor.Tatbikat 2 a...
Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı… Bünyesinde İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda’yı barındıran, yaşayan bir İmparatorluk… Ancak İmparatorluğun kuzeye açılan kapısı İskoçya adım adım bağımsızlığa gidiyor. 18 Eylül 2014 Perşembe günü yapılacak olan “Bağımsızlık Refera...
PKK mı IŞİD mi? 1- PKK’nın toplam 5 bin kadar silahlı teröristi var ve bu sayıya 40 yılda ulaştı. Oysa IŞİD, 2 yılda en az 50 bin silahlı militan elde edebildi. 2- PKK silahlarını Batılı devletlerden aldı. IŞİD silahlarını Irak ve Suriye Ordusu’na saldırarak kendisi ele geçirdi. 3- PKK parasını Bat...

Yorumlar